1940 Sonrası Türk Edebiyatı ve Özellikleri

1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI

1940 Sonrası Türk Edebiyatı ve Özellikleri

Bu dönemin en önemli olayı II. Dünya Savaşı (1939-1945)dır. Yeni sömürgeler arayan daha doğrusu dünyanın sömürge düzeninden daha fazla pay almak isteyen Almanya, İtalya ve Japonya’nın silâhlanması II. Dünya Savaşını da beraberinde getirir.

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı sıkıntıları, bütün dünya gibi Türk toplumu da yaşamıştır. Kültürel alanda yapılan çalışmaların okuma-yazma oranını hızla arttırmasıyla genç kuşaklar dünyadaki siyasî, edebî ve sanatsal gelişmeleri yakından izleyebilmiştir. Sanatçılar toplumsal olayları ve düşünce yaşamını daha geniş bir yelpaze içinde ele almaya başlamıştır. Roman ve hikâyede sosyal gerçekçiliğe ilgi artmış, bu yazarların çabalarıyla farklı bir köy romancılığı ortaya çıkmıştır.

Edebiyatımızdaki değişimlerin temelinde şair ve yazarların ülke sorunlarıyla iç içe yetişmesi önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde Anadolu kendi yetiştirdiği şairler ve yazarlar tarafından anlatılmıştır. Anadolu’da doğmuş, büyümüş, Cumhuriyet kurumlarında yeni bir anlayış içinde yetişmiş sanatçılar eser vermeye başlamıştır. Bir bakıma Atatürk İnkılâplarıyla atılan tohumlar bu dönemde meyveye dönüşmüştür.

DÖNEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

  1. Son dönemdeki eserlerin dili oldukça sadedir. Anlatım, çoğunlukla anlaşılır ve sanat kaygısından uzaktır.
  2. Bu dönem eserlerinde ağırlıklı olarak sosyal ve siyasî konular işlenmiştir.
  3. Şiirde serbest nazım fazlaca kullanılmış; az da olsa Halk şiirinin ve Klâsik Edebiyat’ın nazım şekillerini kullananlar da olmuştur.
  4. Şiirde anlam derinliğine önem verilmiş, bilinçaltı metafizik düşünceler, memleket sevgisi, mitoloji, aşk, sevgi, ölüm, sosyal çalkantılar, bireysel bunalımlar şiirde işlenmiştir.
  5. Hikâye ve romanda köy insanı ve sorunları iş ve işçi hayatı, orta sınıf insanların yaşayışları, gerçekçi bir üslupla işlenmiştir.
  6. Sahne dili ve tiyatro tekniği belli bir olgunluğa ulaşmıştır.
  7. Tiyatroda köy ve şehir hayatı, dar gelirli insanların ailevî sorunları ile Osmanlı tarihi işlenen başlıca konular olmuştur.
  8. Bu dönemde en önemli yenilik şiirde ve dilde gerçekleşmiştir. Eski şiir geleneğine karşı çıkılmış, şiiri şekil ve içerik yönünden kısıtlayan kurallar tümüyle reddedilmiştir.
  9. Memduh Şevket Esendal‘ın öncülüğünde Çehov tarzı hikâyecilik gelişmiştir.
  10. Roman ve hikâyede en önemli gelişme sosyal gerçekçi çizginin bu devirde yaygınlaşmasıdır.
  11. Garip hareketi, İkinci Yeni hareketi, bu dönemin en önemli ve etkili hareketi olarak karşımıza çıkar.

BU DÖNEMDE ORTAYA ÇIKAN AKIMLAR

* 1929 yılında yaşanan ekonomik çöküntü birçok ülkeyi derinden etkiledi. 1940’lı yıllara kadar dünya ülkeleri çok zor günler yaşadı. Derken 2. Dünya Savaşı başladı. Sanatçılar savaş karşıtı yapıtlar verdiler. Bu zorlu günler, yoksul Türkiye’yi de etkiledi. Sanatçılar yoksulluğu, ezilmişliği, barışı, birdenbire zenginleşenleri, yoksul ile zengin arasında yükselen ekonomik ve sosyal uçurumu anlattılar yapıtlarında. Köy ve köylü, Adana’daki pamuk tarlaları, gündelikçi işçiler, varoşlarda oluşan yoksulluk, fabrikalar, fabrika işçileri, memurlar, devlet yönetiminde görülen aksaklıklar.son dönem edebiyatçılarının en çok işledikleri konular oldu. Bu arada Cumhuriyet’in temel ilkeleri doğrusunda da yapıtlar verilmeye devam edildi.

*1941 yılında tercüme bürosu kuruldu. Bu sayede çok sayıda Doğu ve Batı klasiği dilimize çevrildi. Böylece dünya edebiyatı daha yakından takip edilebildi. Bu durum da etkileşimleri güçlendirdi.

*Bu dönemde dil, köyde köylünün dili, kasabada kasaba dili, İstanbul’da İstanbul dili yapıtların dili oldu.

* Deneme ve eleştiri türü gelişti. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç önemli adlardır.

Bu dönemde farklı şiir anlayışlarının çıkmasının nedeni dönemin kültürel ve sosyal yapısındaki hareketliliktendir.

1940 sonrası Türk edebiyatında Behçet Necatigil, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel İlhan Berk gibi şairler, önce Birinci yeniye eğilim gösterdikleri halde sonra kendilerine özgü söyleyişleriyle yenilikleri sürdürdüler.

Ahmet Muhip Dıranas ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ise daha özgün söyleyişlerle yeniliklere katkıda bulundular. Özellikler Dağlarca hiçbir akıma bağlı kalmadan Anadolu insanının tarihsel ya da güncel gerçekleri dile getirmiştir.

1) GARİPÇİLER ( I. YENİLER )

Garip Akımı (Birinci Yeni)

  • 1941 yılında Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday, “Garip” adlı bir kitap yayımladılar. Şiirle ilgili birtakım görüşler ileri sürdüler. Bu kitaplarıyla yerleşik şiir anlayışına meydan okuduklarını duyuruyorlardı.
  • Garipçiler’in şiirle ilgili görüşleri şöyle sıralanabilir:
    • Şiirden uyak atılmalıdır, uyağa gerek yoktur. Uyak ilkel insanlar içindir.
    • Hece ölçüsü de, aruz ölçüsü de gereksizdir. Ölçüye bağlanma yaratıcılığı engeller.
    • Her türlü söz ve anlam sanatları bırakılmalıdır. Sanatların amacı doğayı değiştirme, nesne ve varlıkları olduğundan farklı göstermedir. Bu yol bugüne değin binlerce sanatçı tarafından denenmiş; ama edebiyata hiçbir şey kazandırmamıştır. “Gibi” sözcüğünü hiç kullanmıyorlardı.
    • Şiir duygudan çok akla dayanmalı, duyarlığın ürünü olan “şairanelik”ten arındırılmalıdır. Şiir; resim, müzik gibi sanatlardan yararlanmamalıdır.
    • Şiirde esas olan anlamdır. Bu anlam çoğunluğun anlayabileceği nitelikte olmalıdır.
    • Şiire özgü dil yoktur; halkın dilinde ve yaşamında olan her sözcük şiire girebilir.
  • Garipçilerin şiiri, konusunu sıradan insanın yaşamından alıyordu. Eski şiir anlayışına göre kaba sayılabilen sözcükler şiirde kullanılmıştır.
  • Şiir bütün geleneklerden uzaklaşmalıdır. Eskiye ait her şeyin karşısında idiler. Kitabın en çok yadırganan ve ilk yayımlandığında üzerinde en çok konuşulan şiiri “Kitabe-i Seng-i Mezar” (mezar taşı yazısı) oldu.”Nasır, kundura” gibi sözcükler ilk kez bir şiirde kullanılıyordu. Başlangıçta yadırganan bu şiir anlayışı, zamanla benimsenmiş, taraftar bulmuştur. Ancak Garip akımını oluşturan üç arkadaş, ikinci kitaplarını yayımlarken Garip hareketinden uzaklaşmışlardı.

2) HİSARCILAR

Hisarcılar

Hisarcıların Temel Yaklaşımları:

  • Sanatçının dili, yaşayan dil olmalıdır.
  • Sanatçı, bağımsız olmalıdır.
  • Sanat, milli olmalıdır.
  • Sanatta yenilik esastır.

Adını 1950’de Mehmet Çınarlı’nın çıkardığı HİSAR dergisinden almıştır. Şahsiyetler bu dergi etrafında toplandılar. Birinci Yeni’nin şiirde geleneksel öğeleri yok sayan düşünce ve uygulamaları dışında oluşturuldu. Geleneksel ve bireyci çizgidedirler. Bir anlamda memleket edebiyatının devamıdır. Hisarcılara göre: batının taklidi ile yetinilmemeli her alanda yozlaşma ile mücadele edilmelidir. Sanatın gerçek şartı olan değişimin geleneklerin reddi olarak algılanmasına karşı çıkılmalıdır. Sanat herhangi bir siyasi görüş ve ideolojinin propaganda aleti haline sokulmamalıdır. Dilde ifade gücünü azaltan ve anlatımı sınırlayan öztürkçe akımına karşı durularak, dilde aşırılıklara gidilmemeli, konuşulan Türkçe tercih edilmelidir.

İlhan Geçer, Mehmet Çınarlı, Munis Faik Ozansoy, Mustafa Necati Karaer, Gültekin Samanoğlu, Coşkun Ertepınar, Orhan Seyfi Orhon, Halide Nusret Zorlutuna, Ahmet Muhip Dıranas, Arif Nihat Asya, Cahit Külebi, Ziya Osman Saba, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bekir Sıtkı Erdoğan, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yavuz Bülent Bakiler, Bahattin Karakoç, Abdürrahim Karakoç, Nüzhet Erman.

3) MAVİCİLER

Maviciler

  • Atilla İlhan‘ın 1952-1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan Orhan Duru, Ferit Edgü, Ahmet Oktay, Yılmaz Gruda, Demir Özlü, Demirtaş Ceyhun, Özdemir Nutku, Tahsin Yücel gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur. Bu sanatçılar, Garip Akımı’na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.
  • Daha sonra Mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal geçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu. Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.
  • Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.
  • Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.
  • Bireyin duygusal dünyasını yansıtırlar.
  • Divan şiirinin biçim özelliklerinden ve imgelerinden yararlanırlar.
  • Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendine özgü duyarlılık getirmişlerdir.

Garip hareketine karşı çıkanlardan biri de Attila İlhan’dır. Mavi dergisinde “Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç” adlı yazısında Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’i “bom stiller” diye nitelemiştir. Aynı derginin yazarlarından Ahmet Oktay “Orhan Veli’nin Yeri” adlı yazısında “Orhan Veli eksik bir öncü ve eksik bir şairdi” hükmüyle, Garip akımının sığlığını anlatmıştı. Daha sonraları Mavi dergisindeki bu yazılardan hareketle bir yeni akım sayılmak istenmişse de, bu görüş rağbet bulmamıştır. Onlar Birinci Yeni hareketine karşı çıktıkları için bir bakıma İkinci Yeni ‘nin öncüleri olarak değerlendirilmişlere de Attila İlhan, buna da karşı çıkmış ve İkinci Yeni “yi “yozlukla” itham etmiştir.

İmlâ kurallarını bütünüyle reddetmiş veya kendisine has bir imlâ tarzı geliştirmiş olan Attila İlhan (Büyük harf kullanmaz ama özel isimleri ek almaları halinde (‘) ile ayırır), dil konusunda çok keyfidir. Günlük dilde artık kullanılmayan çok eski kelimeleri, Fransızca veya Almanca kelimelerle beraber kullanır. Bunlar, hem yazarın dikkati çekme çabasını, orijinal olma merakını, hem de karmakarışık bir dünyada yaşadığımızı okuyucuya hissettirme gayretini gösterir. Sinema tekniğini kullanan Attila İlhan adeta kamerasını kalabalıklar üzerinde gezdirir, zaman zaman belirli noktalarda uzunca durur. Renkli, ıslak, ürperiş ve korku dolu bu şiirlerde bazen büyük bir ferahlık bazen da melankoli gizlidir. 1940-1950 arası Türk edebiyatında yepyeni bir kıpırdanma ve şahsiyetlerin belirmesi dönemidir. Atillâ İlhan da 1946 yılında “CHP Şiir Yarışmasında ikinciliği kazanmış ve birbirlerinden farklı üç şair, bu yarışmada ilk üç dereceyi paylaşmıştır (Cahit Sıtkı Tarancı, Atilla İlhan ve Fazıl Hüsnü Dağlarca).

4) İKİNCİ YENİCİLER

İkinci Yeni Şiiri

İkinci Yeni (1955-1965), ortak nitelikleriyle beliren bir akım değildir. Yeniyi deneyen, dünya görüşü, yetişme şekilleri ve beslenme kaynakları bakımından birbirinden çok farklı olan şairlerin eserlerinde sonradan tespit edilen benzerliklere dayanılarak bu ad verilmiştir. Bu adı onlara Muzaffer İlhan Erdost vermiştir.

  • 1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
  • Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır. (imgeci şiiri savunurlar bu yüzden ilk okunduğunda şiir pek anlaşılmaz.)
  • Cemal Süreya, İlhan Berk, Edip Cansever, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Ülkü Tamer, Sezai Karakoç bu akımın öncüleridir.
  • Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
  • Her şey insanla başlar insanla biter.
  • Şiirin kendine göre bir dili olmalı. (dili, şiirin baş tacı edinen bir harekettir.)
  • Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
  • Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır. (yorum ve izlenim şiirleri yazarlar.)
  • Dadaizm ve sürrealizm bu akıma da etki etmiştir.(insanın bilinçaltı dünyasını aktarmaya çalışmışlardır.)
  • İçsel bireyci şiir anlayışı vardır.( anlamsızlığın anlamı ve anlamsızlığa kadar özgür olmak şiir anlayışlarının amaçlarından biridir. Anlatım kapalı ve soyut olmalı)
  • Nesnenin genel görüntü dünyasını değiştirme dileğiyle soyutlamaya gider ve gerçek üstü bir tablo gibi eşyalar arası sınırları kaldırarak biçimsel farklılıkları aşmayı denerler.
  • Şiir, için şiir anlayışı hâkimdir.
  • Şairler anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takınırlar. Sözcüklerin gündelik kullanımlarıyla yiten anlamı yerine, çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem verirler.
  • Günlük konuşma dilini dışlarlar.
  • Halkın yaşam alanlarından ve kültürel yaratımlarından uzaklaşmak isteyen ikinci yeniciler halk şiirine ve foklorüne kapılarını kapatırlar. (Süleyman Efendi tiplemesine son verirler.)
  • Konu, öykü ve olay, şiirin bünyesinden silinmek istenir bu yüzden bu akımın şiiri daha çok betimleyici metinlerden oluşur.
  • Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelerden kaçınırlar.
  • Daha çok aydın kesimin ve elit tabakanın zevkine hitap ederler.
  • Şiiri musiki ve resimle ilişkiye sokarlar.
  • Bu akımın temsilcileri, siyaset dışı kalmaya özen gösterirler.
  • Biçim ustalığı akımın en önemli özelliğidir.
  • Büyük ve küçük harfleri kullanmada titizlik göstermemişler; noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.

5) TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER

Toplumcu Gerçekçiler

Şiirde Toplumcu-Gerçekçilik:

  • Materyalist ve Marksist dünya görüşü etrafında şekillenmiştir.
  • Dil “alıcıyı harekete geçirme” işlevindedir.
  • Şiirdeki anlatım, daha çok bir hitabet havası taşımaktadır.
  • Geleneksel sanat öğretileri, reddedilmiştir.
  • Pragmatist ve kolektivizm yaklaşımları, ön plandadır.
  • Baskı, başkaldırı, ayrımcılık, emek, sömürü gibi temalar ele alınmıştır.
  • Türk şiirindeki öncüsü, Nazım Hikmet Ran‘dır.
  • Anadolu gerçeklerini yansıttılar.

Roman ve Hikâyede Toplumcu-Gerçekçilik:

  • Toplumcu gerçekçi eğilim Türk edebiyatında 1930’lu yıllardan sonra kendini hissetirmeye başlamıştır.
  •  Romanlar, tezli (güdümlü) bir yapıya sahiptir.
  • Realizmin sosyal boyutu ön plandadır. (Sosyal realizm).
  • Gözlem, anlatımlarda en önemli unsurlardan biridir.
  • Ağa-köylü çatışması, köy sorunları, işçi-işveren problemleri, emek sömürüsü, köyden kente göç, zengin-fakir karşıtlığı, toplumcu gerçekçi sahaya ait eserlerin ana konularıdır.
  • Roman, sadece kenti anlatmakla kalmamış; köye, kasabaya yönelerek yelpazesini genişletmiştir.
  • Yazarların bazılan Köy Enstitülü olduğu için bu okulların anlayışları romanlarda yer yer alınmıştır.

Temsilcileri:

Şiirde: Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz, Ercüment Behzat Lav, Ataol Behramoğlu, Ceyhun Atuf Kansu, Ahmet Arif, Şevket Süreyya, Enver Gökçe, Şükran Kurdakul, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Mehmet Başaran, Can Yücel, Ahmet Oktay, Necati Cumalı, Özdemir İnce, Eray Canberk, Gülten Akın, Attila İlhan, Kemal Özer, Yaşar Miraç,Veysel Çolak …

Düzyazıda: Sabahattin Ali, Sadri Ertem, Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz

Ayrıca bakınız:

————————-

DÖNEM SANATÇILARI

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

Orhan Veli Kanık

  • Orhan Veli, Garip hareketine en bağlı şairdir. Garip şiirinin sadece Orhan Veli’nin şiiri ve ısrarı olduğu söylenebilir.
  • Garip hareketi yadırganır ve hücumlara uğrarken, onu savunan Orhan Veli olmuştur. Orhan Veli başlangıçta ölçülü, uyaklı, dörtlüklerle geleneksel şiir anlayışına uygun romantik şiirler yazar. Daha sonra Garip akımının ilkelerini ortaya koyar ve bu akıma uygun şiirler yazar. Konuşma dilini çok iyi kullanır. Anlatımı lirik ve akıcıdır.
  • Dünya Savaşı, yeni bir dünya görüşünü beraberinde getirir, artık sürrealizm hakimdir. Duyularla yaşama ve mutlu olma anlayışı vardır. Orhan Veli de sürrealistlerden etkilenir. Ona göre hayat güzeldir ve yaşanmaya değerdir. Yaşamdaki küçük ayrıntıları şiirlerinde başarıyla işler.
  • Onun şiirinde toplumsal yaşamla ilgili eleştiri, alay da vardır.
  • Şiir kitapları Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi ve Karşısı’dır.
  • Düzyazıları Denize Doğru adıyla bir kitapta toplanmıştır.
  • La Fontaine’in fabllarını şiir şeklinde Türkçeye çevirmiştir.
  • Ayrıca Nasrettin Hoca Hikâyeleri adlı kitabında Nasrettin Hoca’nın 72 fıkrasını şiir haline getirmiştir.

OKTAY RİFAT HOROZCU (1914-1989)

Oktay Rifat Horozcu

  • Oktay Rifat Horozcu, Garip akımının ikinci önemli ismidir. Oktay Rifat, 1950’den sonra ikinci Yeni hareketinde yer almıştır.
  • Şiir anlayışı her kitabında değişik bir nitelik göstermiştir. Başlangıçta başarılı aşk şiirleri yazdı. “Toplumcu sanat” anlayışından hareketle oldukça başarılı taşlamalar ve sosyal içerikli şiirler yazdı. Bu şiirlerde deyimlerden, tekerlemelerden, halk söyleyişlerinden yararlanmıştır.
  • Şiirde sürekli bir arayış içinde olmuştur.
  • Oktay Rifat’ın şiir, tiyatro, çeviri, roman türlerinde eserleri vardır.

MELİH CEVDET ANDAY (1915-2002)

Melih Cevdet Anday

  • Melih Cevdet’in şiir hayatında 1946 tarihi oldukça önemlidir. Garipçiler, sanat anlayışları gereği toplumsal söylemi şiirden çıkarmışlardır. Melih Cevdet bu ilkenin sanat için doğru olmadığını her fırsatta dile getirmişse de bir sonuç alamamıştır ve 1946 yılından itibaren sosyal meseleleri şiirinin gündemine alan bir şair olarak yazın hayatına devam etmiştir.
  • Garip akımından ayrıldıktan sonra tümüyle akla dayalı bir şiir geliştirmiştir. Yunan mitolojisine yönelmiştir. Sanatını romantik öğelerden kurtararak sosyal temellere dayandırdı.
  • Sanat hayatının ikinci ve asıl evresini oluşturan 1946 sonrasında şiirlerinde görülen en önemli nitelik “rasyonalist” tavrıdır.
  • Bazı eserlerinde mitolojiden yoğun bir şekilde faydalanmıştır.
  • 1950’li yıllardan sonra şiirlerindeki yoğun imgelem dikkat çekicidir. Birçok araştırmacı, Melih Cevdet’in kullandığı bu imgelerin onu II. Yeni’ye yaklaştırdığını savunmuştur.
  • 1963’te yayımladığı Kolları Bağlı Odyseuss adlı eseri ile I. Yeni’nin şiir anlayışından tamamen uzaklaşmıştır. (Topluluk zaten 1949-50 yıllarında dağılmıştır.)
  • Özellikle son dönem şiirlerinde kısa ama çarpıcı bir tarz benimsediği görülmektedir.
  • Bütün şiirlerini daha sonra “Sözcükler” adlı eserinde bir araya getirmiştir.
  • Roman, tiyatro, deneme gibi alanlarda da eserler vermiştir.

CAHİT KÜLEBİ (1917-1997)

Cahit Külebi

  • Cahit Külebi, ilk şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı.
  • Şiir, deneme, anı türlerinde eserleri vardır. Halk edebiyatının olanaklarından yararlanmaya çalıştı. Bir saz şairi içtenliğiyle şiirler yazdı. Söyleyişe gösterdiği özen ve güzel benzetmelerle kendine özgü bir şiir oluşturdu.
  • Şiirlerinde yurt köşelerinin değişik manzaralarını, Anadolu gerçeklerini yansıtmak istedi. Çocukluk izlenimlerine, anılarına şiirlerinde yer vermiştir.
  • Şiirlerinde zaman zaman kötümser, güvensiz bir insanın duygularını anlatmıştır.
  • Duygulu, romantik, lirik şiirleri ile dikkati çekmiştir.
  • Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda adlı kitabındaki şiirleri bestelenerek bir Atatürk Oratoryosu haline getirildi.
  • Son şiirlerinde yeni bir söyleyiş tarzına yöneldi.
  • Adamın Biri, Rüzgâr, Atatürk Kurtuluş Savaşında, Yeşeren Otlar, Süt adlı kitaplarda şiirlerini yayımlamıştır.

BEHÇET NECATİGİL (1916-1979)

Behçet Necatigil

  • Behçet Necatigil; şiir, deneme, radyo oyunu, çeviri, inceleme-araştırma türlerinde eserleri vardır.
  • Şiirlerinde ev-aile-yakın çevre üçgenindeki bir dünyayı anlatmıştır. Oldukça çekingen bir kişiliği vardır.
  • İnsanın açıklanmayan iç dünyası ile herkese görünen çehresini dile getirir.
  • Halk kültüründen aldığı öğeleri Batı şiiri ile birleştirmiştir. Son şiirlerinde Divan şiirinin özelliklerinden de yararlanarak çok kapalı bir şiire ulaşmıştır. Divan şiirindeki tevriyeli, cinaslı anlatımlardan şiirlerinde -hatta kitaplarının adlarında- yararlanmıştır. (En/Cam, Bile/Yazdı). O, dilin olanaklarının çok geniş olduğuna inanır.
  • Mitolojik unsurları bir arada kullanması şiirlerine gizemli bir hava katmıştır.
  • O; sokakta, basit ve dar bir hayatın içinde yaşayan insanların şiirlerini yazdı. Sürekli bir arayış içindedir. Açık seçik bir anlatımdan kapalılığa ulaşan şair, adeta insanın anlaşılmazlığını, yalnızlığını dile getirir. Bazı şiirleri, o kadar kapalıdır ki oyuna, bilmeceye dönüşür. Böyle şiirleri çözmek imkânsızlaşır.
  • Şiir kitapları: Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Arada, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, En/Cam, Kareler Aklar…
  • Onun radyo oyunları ile şiirleri arasında paralellik vardır: Yıldızlara Bakmak, Gece Ateşi, Üç Turunçlar, Pencere.
  • Düzyazılarından bazılarını Bile/Yazdı adlı kitapta toplamıştır.
  • Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü ve Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü onun iki önemli çalışmasıdır.

SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)

Sait Faik Abasıyanık

  • Sait Faik bir İstanbul hikâyecisidir. İstanbul’un kalabalık yerlerinde, kenar mahallelerinde, köprü altında, deniz kıyısında, balıkçıların arasında, Tünel’de dolaşan yazar; buralarda karşılaştığı insanların yaşamlarını, duygu ve düşüncelerini yansıtmıştır. Yaşama sevincini ve arzusunu hikâyeleriyle duyurmaya çalışmıştır.
  • Sait Faik’e göre yazmak kendisi için bir ihtiyaçtır. Sade, özentiden uzak, akıcı ve etkileyici bir üslubu vardır.
  • Yaşamındaki dağınıklık anlatımına yansımış gibidir. Kimi zaman coşkulu, kimi zaman sade ve yalındır.
  • Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatında en önemli hikayecilerden biridir. Onun hikâyeleri, Çehov tarzı hikâyenin (durum hikâyeciliğinin) örnekleridir.
  • Hikâyelerinde çocukluk anılarını, Adalar’da geçen yaşantısını, azınlıkları, İstanbul’un kenar semtlerini, buralarda yaşayan yoksul insanları, balıkçıları anlatmıştır.
  • Dünyaya bakışını “Bir insanı sevmekle başlar her şey.” cümlesiyle özetlemiştir.
  • Onun hikâyelerinde konu ve olaydan çok değişik zaman dilimleri ve insanların görünümleri ön plandadır.
  • Deniz, balıkçılar, yolcu vapuru, vapur iskelesi, deniz kıyısındaki insanlar onun hikâyelerinde sık rastlanan öğelerdir.
  • Hikâyeleri: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kampanya, Son Kuşlar, Tüneldeki Çocuk
  • Medar-ı Maişet Motoru ve Kayıp Aranıyor romanlarıdır.

HALDUN TANER (1915-1986)

Haldun Taner

  • Haldun Taner‘in; Şiir, derleme, röportaj türlerinde de kitapları vardır.
  • Tiyatro, hikâye, fıkra, söyleşi, anı türlerinde eserleri vardır. Gazetelerde fıkralar yazmış, başyazarlık da yapmıştır. Haldun Taner’in asıl önemli yanı öyküleri ve oyun yazarlığıdır.
  • Hikâyeleri gücünü gözlem ve mizah yeteneğinden almıştır. Okurları gerçeklerle karşı karşıya getirir. Eserlerinde konu, kişi ve olay çeşitliliği vardır.
  • Dört arkadaşıyla birlikte Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nu kurdu.
  • Oyunlarında çağın değişen toplumsal sorunlarını işlemiştir. Daha sonra epik tiyatro türünde oyunlar yazmıştır. “Kabare” türünün öncüsü olmuştur.
  • Oyunları: Günün Adamı, Dışarıdakiler, Fazilet Eczanesi, Huzur Çıkmazı, Keşanlı Ali Destanı…
  • Hikâyeleri: Yaşasın Demokrasi, Tuş, Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu, On İkiye Bir Var, Yalıda Sabah…

NURULLAH ATAÇ (1898-1957)

Nurullah Ataç

  • Nurullah Ataç; Deneme, eleştiri, günlük (günce) ve çeviri türündeki eserleri ile tanınır. Devletin değişik kademelerinde uzun süre “mütercim” olarak çalışmıştır. Ataç, yazılarıyla genç şairlerin tanınmasında büyük emek harcadı. Edebiyatımızda eleştiri türünün yerleşmesinde yazılarıyla etkili olmuştur.
  • Türkçenin özleşmesi, arılaşması için yıllarca adeta tek başına savaştı. Yazılarında hiç yabancı sözcük kullanmadı. Belli bir dönemden sonraki hiçbir yazısında, “ve” sözcüğünü Arapça olduğu için kullanmadı. Devrik cümlelerle yazdı, devrik cümlenin doğruluğunu savundu. Pek çok genç yazarı etkiledi.
  • Eleştiri ve deneme türündeki yazıları önemlidir. Kabul edilmiş bazı değerleri yeniden ele alarak tartışmalara yol açtı.
  • Çeviri alanında 50’ye yakın eseri vardır.
  • “Günce”de ise yaşamının son iki yılında yazdığı günlükleri vardır.
  • Deneme ve eleştiri yazıları Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Sözden Söze, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar, Söyleşiler adlı kitaplarda toplanmıştır.

SUUT KEMAL YETKİN (1903-1980)

Suut Kemal Yetkin

  • Sanat, estetik, resim, felsefe konularında eserleri olan Suut Kemal Yetkin profesördür. Edebiyatımızda, özellikle deneme ve eleştiri türlerindeki yazılarıyla tanınmıştır.
  • Sanat, edebiyat konularındaki düşüncelerini özgürce ortaya koymuştur. Gözlemci ve araştırmacıdır. Yazıları inandırıcıdır.
  • Düşüncelerini açık ve yalın bir anlatımla, bir dostla konuşma havasında dile getirir.
  • Denemeleri yoğun ve özlüdür. Kesin konuşur.
  • Çevirileri de vardır.
  • Deneme türündeki eserleri Edebiyat Konuşmaları, Edebiyat Üzerine, Günlerin Götürdüğü, Düş’ün Payı, Yokuşa Doğru ve Şiir Üzerine Düşünceler’dir.
  • Estetik, Edebiyatta Akımlar, Türk Mimarisi, Büyük Mustaripler diğer eserleri arasındadır.

SABAHATTİN EYÜBOĞLU (1908-1973)

Sabahattin Eyüboğlu

  • Sabahattin Eyüboğlu; çok önemli çevirileri, sanat ve edebiyatla ilgili denemeleri vardır.
  • Montaigne’in “Denemeler”ini Türkçeye çevirmiştir. Ayrıca La Fontaine’in fabllarını, Hayyam’ın rubailerini ve Eflatun’un Devlet adlı eserini çevirmiştir.
  • Sanat tarihi ile ilgili çalışmaları vardır. Eski Yunan ve Anadolu uygarlıklarıyla da ilgili çalışmalar yapmıştır. Halk kültürüne ve Halk edebiyatına ilgi duymuştur.
  • Denemeleri Mavi ve Kara, Sanat Üzerine Denemeler adlı kitaplarda toplanmıştır.

TARIK BUĞRA (1918-1994)

Tarık Buğra

  • Tarık Buğra, değişik gazetelerde günlük fıkralar yazmıştır.
  • Hikâye, roman, tiyatro, gezi, fıkra türlerinde eserleri vardır.
  • Tarık Buğra’nın şiirsel bir anlatımı vardır. Ayrıntılara girmeden gözleme önem vermiştir.
  • Eserlerinde yurt sevgisini, insanın iç dünyasını, Türk toplumunun belli dönemlerini, yakın tarihi işledi.
  • Toplumsal sorunları ve çatışmaları ele aldı. Her yerde karşılaşılabilecek tipleri kahraman olarak aldı.
  • İçindeki iyimserliği olaylara ve kahramanlara da yansıtmıştır.
  • Eşya ve olayların içyüzünü araştıran, çözümleyici bir yöntemle çalışan bir yazardır.
  • Günlük yaşamdaki olayları hiç yorum katmadan yazmıştır.
  • Küçük Ağa adlı romanında, Kurtuluş Savaşı’na katılan Anadolu halkını yüceltici bir bakışla anlatır.
  • Romanları: Siyah Kehribar, Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara’da, İbiş’in Rüyası, Firavun İmanı, Osmancık
  • Hikâyeleri: Oğlumuz, Yarın Diye Bir Şey Yoktur, İki Uyku Arasında

KEMAL TAHİR (1910 -1973)

Kemal Tahir

  • Kemal Tahir, toplumsal gerçekçilik anlayışını benimsemiş romancılarımızdandır. Takma adlarla basit romanlar yazmış, çeviriler yayımlamış olmakla birlikte asıl ününü, konusu bazı Orta Anadolu köylerinde geçen romanlarıyla sağlamıştır. Bu romanlarında, Tanzimat’tan bu yana değişen mülkiyet – üretim ilişkilerini, ağalık ve eşkıyalık kavramlarını işlemiştir.
  • “Devlet Ana” adlı “tezli” tarihi romanında, Osmanlı geleneğinden kopuşun yanlış olduğu, Osmanlı toplum yapısının Batı’nınkinden farklı özellikler taşıdığı, değişimin bu durum dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği düşüncesini işler.
  • Romanları: Devlet Ana, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Kelleci Memet, Sağırdere, Körduman, Yediçınar Yaylası, Esir Şehrin İnsanları, Hür Şehrin İnsanları… Öykü: Göl İnsanları.

ORHAN KEMAL (1914 -1970)

Orhan Kemal

  • Orhan Kemal, “Toplumsal gerçekçi” anlayışla yazdığı öykü ve romanlarıyla tanınır. Asıl adı “Mehmet Raşit Öğütçü“dür.
  • Edebiyata şiirle başlamış, Nazım Hikmetin etkisiyle öykü ve romana geçmiştir. İlk eserlerinde otobiyografik bir yaklaşımla Çukurova yöresini, bu yöredeki köylüleri, tarım ve sanayi işçilerini; İstanbul’a yerleştikten sonraki eserlerinde, buranın yoksul insanlarının yaşamını işlemiştir. Konusuna iyimser açıdan yaklaşmayı, tiplerinin olumlu yanlarını vurgulamayı ilke edinmiştir. Film senaryoları ve oyunlar da yazmıştır.
  • Öykülerinden bazıları: Ekmek Kavgası, Sarhoşlar, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Arka Sokak, Kardeş Payı, Babil Kulesi…
  • Önemli romanları: Baba Evi, Murtaza, Bereketli Topraklar Üzerinde, Vukuat Var, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Gurbet Kuşları, Mahalle Kavgası, Müfettişler Müfettişi… Anı – inceleme – röportaj türlerinden eserleri: Nazım Hikmetle Üç Buçuk Yıl, İstanbul’dan Çizgiler…

AZİZ NESİN (1916-1995)

Aziz Nesin

  • Aziz Nesin; mizahi öykü, roman ve oyunlarıyla tanınmış bir yazardır. Toplumsal olayları, komik çelişkileri sade bir dille, abartılı biçimde karikatürize ederek anlatır. Toplumsal gerçekçilik akımına bağlıdır.
  • Öyküleri: Damda Deli Var, Geriye Kalan, Fil Hamdi, Ölmüş Eşek, Yüz Liraya Bir Deli, Rıfat Bey Neden Kaşınıyor?, Hayvan Deyip Geçme…
  • Romanları: Kadın Olan Erkek, Gol Kralı Sait Hopsait, Erkek Sabahat, Şimdiki Çocuklar Harika…
  • Oyunları: Biraz Gelir misiniz?, Toros Canavarı, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Hadi Öldürsene Canikom…

YAŞAR KEMAL (1923 – 2015)

Yaşar Kemal

  • Edebiyata şiirle başlayan Yaşar Kemal, hikâyeler yazdıktan sonra romana geçmiştir.
  • Roman, hikâye, röportaj türlerinde eserleri vardır.
  • Romanlarında Anadolu’yu -özellikle Çukurova’yı- Anadolu insanının yaşamını destansı bir dille anlatmıştır. Asıl ününü Çukurova’da yaşayan köylülerin yaşantısını, gördükleri zulümleri anlattığı romanlarıyla sağladı. Bu romanlar destan karakteri taşır. Haksızlığa karşı dağa çıkan bir gencin öyküsünün anlatıldığı İnce Memed en tanınmış eseridir.
  • Doğa betimlemelerinde çok başarılıdır.
  • Oldukça zengin bir söz dağarcığı vardır, cümleleri kısadır. Deyimlere ve yerel söyleyişlere yer verir. Kendine özgü şiirsel bir anlatımı vardır.
  • Başlıca eserleri: Teneke, İnce Memed, Ölmez Otu, Yer Demir Gök Bakır, Denizciler Çarşısı Cinayeti, Yılanı Öldürseler, Kale Kapısı, Kimsecik, Ağrı Dağı Efsanesi

NECATİ CUMALI (1921-2001)

Necati Cumalı

  • Necati Cumalı‘nın roman, hikâye, tiyatro türlerinde eserleri vardır.
  • Şiirde belli bir süre Birinci Yeni (Garipçiler) çizgisini sürdürmüştür.
  • Şiirlerinde yaşama sevincini dile getirmiştir.
  • Kendini tekrarlamaktan çekindiği için çok çeşitli türleri denemiştir.
  • Öykü ve romanlarında toplum yaşantısını işlemiştir. Tipleri oluştururken çevresinden ve gözlemlerinden yararlanmıştır.
  • Toplum yaşamındaki aksaklıklara, geleneklerle ilgili yanlışlıklara değinmiştir. Köy ve kasabalarda yaşananları işlemiştir. “Kasaba kültürü”ne önem vermiştir. Mizah öğesinden yararlanır.
  • Köyde yaşayan insanların doğa ile savaşını işlemiştir.
  • Konuşma dilinin tüm olanaklarından yararlanır.
  • 19 oyunu vardır.
  • Tütün Zamanı, Acı Tütün, Aşk da Gezer romanlarıdır.

EDİP CANSEVER (1928 -1986)

Edip Cansever

  • Edip Cansever, II. Yeni‘nin önde gelen şairlerindendir. Serbest şiirler yazmış, zamanla dizelerle oynayarak şiir dilini düzyazıya yaklaştırmış, soyutluğa yönelmiştir.
  • Cansever, 1954 sonrasında tamamen soyut şiire yönelmiştir. Buna paralel olarak Cansever için “II. Yeniciler arasında varoluşçulukla en ciddi temas eden sanatçıdır.”
  • Şiirlerinde “otel” metaforunu sıkça kullandığı için edebiyatımızda “Oteller Şairi” olarak anılmıştır.
  • Edip Cansever; öyküye, tasvire ve diyalog tarzı ifadelere şiirlerinde sıkça yer vermiştir. Bu yüzden de Edip Cansever’in metin hacmi oldukça fazladır.
  • Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup adlı eserleri teatral anlatımın görülmesi açısından önemlidir. En meşhur eseri Yerçekimli Karanfil‘dir.
  • Şiirleri: İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Kirli Ağustos, Şairin Seyir Defteri, İlkyaz Şikâyetleri…

İLHAN BERK (1918 – 2008)

İlhan Berk

  • İlhan Berk, II. Yeni grubu şairlerindendir. Şiire Ahmet Haşim etkisindeki örneklerle başlamış, Garip etkisinde örnekler de vermiş, II. Yeni hareketinden sonra toplumsal gerçekçi eğilimlerle de şiirler yazmıştır.
  • Şiirleri: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ… Antoloji çalışmaları: Beyit – Mısra Antolojisi, Aşk Elçisi, Arthur Rimbaud’nun Seçme Şiirleri, Dünya Edebiyatında Aşk Şiirleri, Dünya Şiiri.

CEMAL SÜREYA (1931 -1990)

Cemal Süreya

  • Cemal Süreya, İkinci Yeni grubunda yer almış bir şair ve yazardır. Sanat konularındaki deneme ve eleştirileriyle de tanınmıştır.
  • Asıl adı Cemalettin Seber olup yayımlanan ilk şiiri, Şarkısı Beyaz’dır.
  • Şiirleri lirizm ve erotizm öğeleriyle ilintilidir.
  • Folklorik unsurları özellikle şiir evreninde kullanmamıştır. Bu görüşünü meşhur yazısı “Folklor Şiire Düşman” ile detaylandırmıştır.
  • Mizah ve ironiyi şiirinde başarıyla kullanan Cemal Süreya, bir dönem Papirüs adlı bir dergi çıkarmıştır. Bu dergi, İkinci Yeni temsilcilerine sayfalarını açarak dönemin önemli edebî mahfillerinden biri olmuştur.
  • Şiir hakkında söylediği “Şiir anayasaya aykırıdır” cümlesi oldukça meşhurdur.
  • Mizahla ilgilenen Süreya, bu yazılarında daha çok Osman Mazlum müstearını kullanmıştır.
  • Bütün şiirlerini Sevda Sözleri adlı eserinde bir araya getirmiştir.
  • Şiirleri: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Sevda Sözleri…
  • Denemeleri: Şapkam Dolu Çiçekle, 99 Yüz, Aydınlık Yazılar.

ECE AYHAN (1931 -2002)

Ece Ayhan

  • Ece Ayhan, İkinci Yeni şairlerindendir. Bireysel duyguları işler. Soyut anlatımı, sözcüklerle oynamayı sever.
  • II. Yeni grubunda söz diziminde en uç noktadaki isimdir. Birçok araştırmacı onu “II. Yeni’deki dil deformasyonunun en bariz örneği” olarak değerlendirmiştir. Kendine özgü sözcükler üretmiştir. (Cehennetaparthan v.b.)
  • Ece Ayhan’ın en önemli yönü otorite karşıtlığıdır. Şiir ve sanattaki her türlü otoriter unsurunu yok saymıştır.
  • Edebiyatımızda “Sivil şiir” kavramını ortaya attığı için kendisine “sivil kaymakam” şeklinde bir yakıştırma yapılmıştır.
  • Ece Ayhan şiirini anlamak oldukça güçtür çünkü söz dizimi çok farklı ve bağdaştırmalar sıra dışıdır. Bundan dolayı Ece Ayhan bu grupta sürrealizmin en ileri boyutu olarak kabul edilmiştir.
  • Şiir hakkında önemli yazılar kaleme alan Ece Ayhan “sivil şiir, etik, sıkı şiir, marjinal tutum” gibi kavramları sık sık kullanmıştır.
  • Bütün şiirlerini “Yort Savul (lar)” adlı eserinde bir araya getirmiştir.
  • Düzyazıları: Defterler (Anı), Yalnız Kardeşçe (Söyleşi), Şiirin Altın Çağında (Deneme)…

ÜLKÜ TAMER (1937 – 2018 )

Ülkü Tamer

  • Ülkü Tamer, 1954’ten itibaren bazı dergilerde yayımlanan şiirleriyle adını duyurmuştur. II. Yeni hareketine mensuptur.
  • Şiirleri: Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Virgülün Başından Geçenler, içime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür, Sıragöller, Yanardağın Üstündeki Kuş…
  • Öykü: Alleben Öyküleri.

SEZAİ KARAKOÇ (1933 – 2021)

Sezai Karakoç

  • Sezai Karakoç, biçimsel yönden “II. Yeni” etkisinde; içerik olarak Necip Fazıl’a yakın bir şairdir, inançla beslenmiş bir özü, yer yer soyutlayarak, serbest çağrışımlardan yararlanarak kendine özgü biçimde dizelere döker. Şiirde ölçü kullanmaz, uyağa da bel bağlamaz. Deneme ve inceleme alanında da önemli eserler vermiştir.
  • Şiirleri: Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat, Sesler, Gül Muştusu…
  • Deneme – incelemeleri: Yunus Emre, İslam’ın Dirilişi, Mehmet Akif, Ölümden Sonra Kalkış, Mağara ve Işık…

CEYHUN ATUF KANSU (1919 – 1978)

Ceyhun Atuf Kansu

  • Ceyhun Atuf Kansu, asıl mesleği hekimliktir; ama halkına, yurduna, ulusuna hizmeti ülkü edinmiş bir şair-yazar olarak ün yapmıştır. Atatürk ve yurt sevgisi, çocuklar, bağımsızlık en çok ilgilendiği tema ve konulardır. “Gelenekten kopmadan çağdaşa, evrensele açılma” anlayışıyla eserler vermiştir. Heceyle de, serbest nazımla da şiirleri vardır.
  • Şiirleri: Bir Çocuk Bahçesinde, Bağbozumu Sofrası, Çocuklar Gemisi, Yanık Hava, Yurdumdan, Bağımsızlık Gülü, Sakarya Meydan Savaşı, “Buğday, Kadın, Gül ve Gökyüzü”. Düzyazıları: Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Atatürkçü Olmak, Halk Önderi Atatürk, Köy Öğretmenine Mektuplar…

MEHMET KAPLAN (1915 – 1986)

Mehmet Kaplan

  • Mehmet Kaplan, Tanzimat sonrası edebiyatımız ve Türk Edebiyatı konularındaki çalışmalarıyla ünlü bilim adamı ve yazarımızdır.
  • Eserleri: Tanpınar’ın Şiir Dünyası, Şiir Tahlilleri l – ll, Hikâye Tahlilleri, Nesillerin Ruhu (Deneme), Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar…

TURGUT ÖZAKMAN (1930 – 2013)

Turgut Özakman

  • Turgut Özakman, önemli tiyatro ve roman yazarlarındandır. Romanları belgesel özelliktedir. Oyunlarında günlük yaşamın çelişkilerini ve komik yanlarını geleneksel Türk tiyatrosu öğelerinden de yararlanarak sunar. Romanlarında genellikle yakın tarihimize ve Kurtuluş Savaşımıza yönelmiştir. Sade, gösterişsiz, basit mecazlardan yararlanan, yer yer ince alaysamalı duru bir dili vardır.
  • Oyunları: Duvarların Ötesi, Bulvar, Komşularımız, Sarıpınar (Reşat Nuri’nin Değirmen romanından), Fehim Paşa Konağı, Resimli Osmanlı Tarihi, Şehnaz Oyun…
  • Romanları: Korkma insancık Korkma, 19 Mayıs 1999-Atatürk Yeniden Samsun’da, Şu Çılgın Türkler…

ÂŞIK VEYSEL (1894 -1973)

Aşık Veysel Şatıroğlu

  • Aşık Veysel Şatıroğlu; Cumhuriyet Döneminde, Halk Edebiyatı’ndaki âşıklık geleneğini sürdüren ozanların en büyüğü, “âşıklar” zincirinin son büyük halkasıdır, insan aşkıyla birlikte ilahi aşkı, yurt sevgisini, yurt güzelliklerini, insanlık sevgisini işleyen güzelleme, taşlama, methiye, sathiye, devriye, hikmet gibi türlerde şiirler söylemiştir.
  • İki gözü de görmediğinden okuma yazması yoktur. Gönül gözüyle görmüş, gönül diliyle söylemiştir.
  • Geleneksel âşık edebiyatı ürünlerinden farklı olarak, şiirlerine özel başlıklar, adlar düşünmüştür.
  • Hece ölçüsünün 8’li ve 11’li kalıplarını kullanmıştır.
  • Şiirlerinde tasavvuf görüşlerini de işler.
  • Şiirleri: “Dostlar Beni Hatırlasın, Sazımdan Sesler, Deyişler” adlarıyla kitap haline getirilmiştir.

ORHAN PAMUK (1952 – )

Orhan Pamuk

  • Orhan Pamuk, günümüz romancılarının en tanınmışlarındandır. Şiir, öykü, anı, deneme türlerinde de eser vermiştir, ilk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları”, bir ailenin Osmanlı’dan Cumhuriyete, çeşitli kuşaklarının yaşamı işlenmiştir. Bazı romanlarında toplumsal çözümlemelere, bazılarında tarihi irdelemelere girişmiştir. 2006 Nobel Edebiyat ödülünü aldı.
  • Romanları: Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı, Kar…
  • Anı: İstanbul.